Kelebek Kanadında Aşk

 

Zamanlar

Güneş ekilip, yıldız biçilen zamanlardı

Hatırlıyorum...

 

Ya önce sen vardın yürek olarak içimde

Ya da aşk vardı

Gelip içimde kestiğin

Hatırlamıyorum...

 

Ben imkansıza dudak bükerdim

Sense halime gülerdin...

Olsun! O günlerde ben

Biraz mutlu biraz umutlu

Biraz içliydim

Doğrusu en çok da

Kelebeklerin kanadına işlediğin

Aşkından dertliydim...

 

Ama o zamanlar

Güneş ekilip yıldız biçilen

Zamanlardı

Aşk dediğin belki de

Geceye veda etmeyen bir ay’dı...

 

Türküler saklardın derinlerinde

Sazından kaçak...

Bilmezdin.

Ben görürdüm duyardım da

Sen bir kez olsun söylemezdin

Korkularını zaten

Kimselere vermezdin...

Ve böylece

Sen yağmura

Yağmur benim gözlerime hasret

Yaşardık...

 

Heyhat!

Hep ama hep

O imkansıza takıldın da sen

Ve belki de bu yüzden

Aşk gelip bizi sarsınca yüreklerimizden:

Ben ağlardım gözlerim gülerdi...

Sen gülerdin gözlerin susardı...

 

Şimdi ben

O zamanların renklerini unuttum.

Belki mavi belki sarı belki aktı...

Hatırladığım tek şey

Güneşle yıldız arkadaştı...

 

Bilenler bilirdi

Çok sevmiştik biz

Çok!

Ben gönlümden

Sen dilinden...

Ben unutsam da şimdi

Sen hatırlarsın.

Sesinde ufacık bir hüzün olsa

Ya da acıtan bir özlem gözlerinde

Bembeyaz gecelerinde gelirdim sana bu şehrin...

Gelirdim...Gönlümden...

Ve sen

“Hoş geldin" derdin

Dilinden....

Kocaman bir çocuktum o zamanlar

Belli!

Dil nedir, gönül ne?

Anlamını bildiğim

Şüpheli!

 

Şimdi söyle bana!

Kaldıysa geriye ne kaldı?

Tek tarafı hesaplı bir sevda

Niyeti bozuk bir dava

Bir de

Sadece dağlara caka satan bir sema...

 

Ama ben bunların hepsini sevdim.

Şaşacak bir şey yok!

Dedim ya... Ben

Güneş ekilip, yıldız biçilen zamanlardan geldim...

 

Sonraları

Belki de hiç gülmedim

Ve sen

Kelebeklerin ömrünün üç gün olduğunu

Hiç bilmedin!

 

 

Esra Güzelipek